Risk Faktörleri ve Koruyucu Faktörler
 
Alzheimer hastalığı sıklığı ve yaygınlığı altmış yaşından sonra beş yılda bir ikiye katlanmaktadır. Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşadıkları ve hastalık riskinin arttığı yaşları görebildikleri için Alzheimer'ın görülme sıklığı kadınlarda daha yüksektir. Aile öyküsünde Alzheimer hastalığının mevcut olması da bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabalarında Alzheimer olan kişilerin 80- 90 yaşlarına geldiklerinde yarı yarıya hastalığa yakalanma riskleri vardır. Ilerleyen yaş ise  hastalık riskini en belirgin biçimde artıran faktördür.  Birçok çalışmada ciddi kafa travması öyküsünün  Alzheimer hastalığı için risk faktörü olduğu gösterilmiştir. Kafa travmasından sonra kortekste immünreaktif beta amiloid artışı olur. Bu süreç özellikle ApoE4 aleli taşıyıcılarında daha güçlü olarak ortaya çıkar ve böylece bu grupta görülen artmış Alzheimer riskine katkıda bulunabilir.

Risk faktörlerinin yanı sıra Alzheimer hastalığından koruyucu faktörlerden de söz etmek gerekir. Bunlar ApoE 2 denilen koruyucu bir genin varlığı, aspirin ve benzeri romatizma ilaçları kullanımı ve menapoz sonrası hormon tedavisidir. ApoE2  genotipi varlığında hastalık riskinin azaldığına ve başlangıç yaşının daha geç olduğuna ilişkin bildiriler vardır. Antienflamatuar ilaçların kanıtlanmasa da  olası koruyucu etkisi nöritik plaklardaki ilthabi süreçlerin azaltılması üzerinden olabilir. Menapoz sonrası kadınlarda östrojen kullanımının Alzheimer riskini azaltmasının ise östrojenlerin olası sinir hücrelerini geliştirici ve koruyucu etkileri ile beyin kan akımını artırmaları üzerinden olduğu düşünülmektedir.

Şu an bilindiği kadarıyla 21., 14., 1. ve muhtemelen 12. kromozomlardaki mutasyonlar Alzheimer hastalığına yol açabilirler. Otozomal dominant geçişli olan bu mutasyonlar genellikle ailevi erken başlangıçlı Alzheimer hastalığına yol açarlar. Alzheimer hastalığına yol açan mutasyonları taşıyan bazı ailelerde başlangıç yaşı ve fenotipte büyük değişiklikler gözlenmiş olması ilginç bir bulgudur. Bu bulgu çevresel faktörlerin hastalığın ortaya çıkış yaşını ve hastalığın semptom profilini etkileyebileceğini düşündürmektedir.

Down sendromu Alzheimer ile ilişkilendirilen ilk genetik sendromdur. Otuz yaşını geçen Down sendromluların beyninde hemen her zaman Alzheimer tipi patoloji görülür ve demans prevalansı yaşla artar. Down sendromlu hastalar, amiloid prekürsör protein (APP) geni içeren 21. kromozomun üç kopyasını taşıdıkları için beta amiloid protein üretimi artmıştır. Erken başlangıçlı ailevi Alzheimer hastalarının bir kısmında APP geninin birçok değişik mutasyonu bildirilmiştir. Bu mutasyonlar farklı biçimlerde de olsa beta amiloid üretimini arttırırlar. Ondördüncü kromozomdaki presenilin 1 ve 1. kromozom üzerindeki presenilin 2 geninin muhtelif mutasyonları  da muhtemelen beta amiloid oluşumunu artırırarak erken başlangıçlı ailevi hastalığa yol açarlar.

Mutasyonların yol açtığı Alzheimer hastalığı tüm hastaların sadece yaklaşık %5'inde görülmektedir.  Sporadik hastalık ile ilişkilendirilen birçok risk faktörü vardır. Bunlar arasında gündemde en çok yer alan duyarlılık genleridir. Bu genlerin varlığı hastalıkla sonuçlanmasa da hastalığın görülme riskini artırabilirler. Ilk tanımlanan risk faktörü Apolipoprotein  E4 alelidir. ApoE geninin en sık rastlanan aleli E3 alelidir. E4 aleli varlığının, özellikle artan yaşla birlikte Alzheimer hastalığı riskini artırdığı gösterilmiştir.