Beynimiz Nasıl Çalışır?
Temel duyularımız çevreyi algılar, bu algı beyne ulaşır, bu algının detayları beyinde değerlendirilir, geçmiş deneyimlerle ilişkilendirilir; bu bilgi beyinde depolanabilir veya hemen verilecek bir tepkide kullanılabilir. Sağlıklı işleyen beyin kişinin varoluşu için doğru olan davranışı planlar ve gerek konuşma gerek diğer hareketlerle davranışa dönüştürür. Bütün bunların yanı sıra iç organlarımızın dış dünyayla uyum içinde çalışmasını düzenleyen de beynimizdir. Yani insan varoluşunun en önemli organı beyindir.
Beyin haritasının merkezi sinir sistemi işlevleriyle birebir örtüşen bir ilişkisi vardır. Beynin hastalanan bölgesine göre hastalık belirtileri değişir. Çok temel olarak beynin iki yarıküresi (hemisferi ) vardır. Temelde beynin sol yarısı sağ beden yarısına ve sağ yarısı da sol beden yarısına hükmeder. Örneğin sol beyin yarısında bir damar tıkanıklığına bağlı geniş bir hasar oluşursa o kişinin sağ beden yarısında felç ve konuşma bozukluğu olur. Çünkü çoğu sağ elini baskın kullanan insanda konuşma merkezi beynin sol tarafındadır ve sol beyin hasarı konuşma merkezini de etkiler. Beyin hasarının daha ilginç göstergeleri de olabilir; örneğin yüz tanıma alanı olarak tanımlanan bir beyin bölgesinin hasarında aşina yüzleri tanıma becerisi bozulur, hasta eşini yüzüne bakarak değil de, ya sesinden ya kıyafetinin görünüşünden tanıyabilir. Gene ani bir damar tıkanıklığına bağlı olarak birden hafıza kaybı yaşayan hastalar olduğu gibi, beynin ön bölgelerini sıkıştıran selim bir beyin zarı tümörü ağır bir depresyona yol açabilir. Yani beyin hastalıkları sadece duyularımızı, algımızı ve hareket sistemimizi etkilemez, zihinsel süreçlerimizi ve davranışlarımızı da etkileyebilir.
Alzheimer Hastalığında Beyinde Görülen Değişiklikler
Alzheimer hastalığında en erken hasar beynin entorinal korteks, hipokampus ve bazal önbeyin denilen bölgelerinde görülür. Bu bölgelerin en önemli özelliği bellek işlevlerinde önemli rolü olan yapılar olmalarıdır.
Alzheimer hastalığının karakteristik patolojisi amiloid plakları ve nörofibriler yumakları içerir. Amiloid plaklar, amiloid beta peptid adı verilen bir beyin proteinin birikmesinden oluşan birikintilerdir. Bu birikintiler sinir hücrelerinin dışında yer alırlar.
Nörofibriler yumaklar ise sinir hücerlerinin iskeletini oluşturan tau proteininin bozulmuş biçimidir ve hücre içinde oluşan bu yumaklar önce sinir hücresinin işlevini bozar, ardından yıkımına yol açarlar.
Alzheimer hastalığındaki patolojik süreci neyin başlattığı halen bilinmemektedir.
Hastalığın genetik özellikleri ile ilgili bilgiler amiloid plakların oluşumuyla sonlanan sürecin temel sorun olduğuna işaret etmektedir. Çünkü Alzheimer hastalığının bilinen genetik formları hep beta amiloid protein ile ilişkilidir.
Hastalığın klinik seyri ise nörofibriler yumakların oluşumunun ve belli beyin bölgelerine dağılımının hastalığın tipik seyrine yol açtığını düşündürmektedir. Alzheimer hastalığı bellek bozukluğu ile başlayıp diğer zihinsel becerilerin bozulmasıyla devam eder. Nörofibriler yumakların hastalık sürecinde ilk görüldüğü beyin bölgeleri de bellekle ilgili beyin bölgeleridir. Ardından diğer zihinsel işlevleri de bozacak şekilde beynin dile, görsel bilgi işleyişine ve akıl yürütme yargılamaya ilişkin bölgeleri etkilenirler.
Zamanla Alzheimer hastalarının beyinlerinde belirgin hasar oluşur, bu hasarın bir sonucu da atrofi dediğimiz beyin hücrelerinin azalması sonucu ortaya çıkan küçülmedir. Bütün bu yapısal değişikliklere eşlik eden biyokimyasal değişiklikler de vardır.
Alzheimer hastalığında görülen en erken kimyasal değişiklik kolinerjik kayıptır. Asetilkolin adı verilen kimyasal habercinin üretildiği ana yapılardan biri olan Meynert'in Bazal Çekirdeği Alzheimer hastalığında en erken hücre kaybı olan yerlerden birisidir. Bu nedenle de asetilkolin üretilmesi azalır ve kolinerjik kayıp olur. Asetilkolin beyin hücrelerinin haberleşmesinde, uyanıklık ve dikkatte çok önemli rol oynar. Dolayısıyla kolinerjik kayıp bir anlamda beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişiminin bozulması anlamına gelmektedir. Hastalığın ilerlemesi ile diğer kimyasal habercilerin de etkinliklerinde azalma olur.
Nöronal Kayıp ve sinaps kaybı da Alzheimer hastalığının önemli bulgularıdır. Nöron kaybı sinir hücrelerin ölmesi demektir. Sinaps kaybı da hücrelerin birbiriyle iletişim kurdukları boşluklar olan ve kimyasal haberleşme açısından büyük önem taşıyan sinapsların kaybı anlamına gelmektedir. Bunların sonucunda da beyinde hem işlevsel bir bozulma yani zihinsel güçlükler, hem de yapısal bir bozulma yani atrofi olur.



Beyin Hakkında Merak Ettikleriniz için
Ben Alzheimer olursam bunları unutmayın