Kortikobazal ganglionic dejenerasyon (Cortico basal ganglionic degeneration- CBGD) çok nadir görülen nörodejeneratif hastalıklardan ve hareket bozukluğu ile zihinsel sorunların bir arada görüldüğü demans tiplerinden birisidir. Sınıflamalarda Parkinson sendromları arasında yer alır. Bu hastalık beynin korteks adını alan gri hücrelerden oluşan kabuk kısmının ve hareketin ince ayarından sorumlu olan basal ganglionların ilerleyici hücre hasarı nedeniyle bu ismi almıştır. Bazal ganglionların etkilenmesi nedeniyle genellikle asimetrik bir parkinson tablosu bu hastalığın bir döneminde görülür; gene istemdışı ve uyumsuz kasılmalar (distoni), istemdışı sıçramalar-atmalar (miyokloni), felç olmaksızın bazı hareketlerin planlanmasının ve yapılmasının güçleşmesi (apraksi), ve bazı hastalarda yabancı el sendromu görülür. Bazı hastalarda Balint sendromu adını alan beyin kabuğunun arka bölgelerinin hastalığı ile görülen görsel işleyişin ileri derecede bozulduğu bir tablo görülebilir. Bu tabloda simültanagnozi adını alan resmin bütünü algılama bozukluğu, detayları görüp bütünü anlayama hali, göz hareketlerinde dengesizlik ve ayarsızlık görülür. Bu nedenle de hastalar yemeklerini yiyemeyebilir, düğmelerini bulup ilikleyemeyebilir, oturacakları yeri ayarlayamayabilir, uzanacakları hedefi bulamayabilirler. Zihinsel güçlükler erken evrelerde çok belirgin değildir. Ama konuşma bozukluğu ve görsel işleyişteki bozuklukluk sözel ve görsel iletişimi ileri derecede kısıtlar ve ileri evrelerde imkansız hale getirir.
Bütün dejeneratif hastalıklar gibi CBGD da sinsi başlar ve tablo zamanla oturur. Hasar yayıldığı için önce hafif olan bulgular sonra ağırlaşır ve farklı işlevler bir arada bozulabilir. Aslında bütün nörodejenaratif hastalıkların son evrede örtüştüğü bir son ortak yoldan söz edilebilir. Son evrede yatağa bağımlı hale gelen, sözel iletişim kurulamayan, adeta bir bebek gibi beslenmesi ve temizlenmesi gereken hastalar çok farklı süreçlerden geçerek bu noktaya ulaşmış olabilirler.
Diğer nörodejeneratif hastalıklarda da olduğu gibi CBGD’da da hastalık sürecini durduran ya da tersine çeviren bir tedavi yoktur. Bazı belirtilere yönelik tedavi denemeleri de sınırlı sonuçlar vermektedir. Erken evrelerde depresif belirtiler için antidepresan ilaçlara başvurulabilmektedir. Çoğu zaman yan etkilerin daha çok sorun yaratması nedeniyle hareket bozuklukları için kullanılan ilaçlardan vazgeçilmektedir. Hezeyanlar, halüsinasyonlar olursa atipik antipsikotik dediğimiz şizofreni tedavisinde kullanılan nisbeten yeni ilaçlar denenebilir. Uyku bozuklukları ve ajitasyon için de zaman zaman ilaçlara gereksinim duyulmaktadir. Genelde ilaç tedavisinden çok destek tedavisi, iyi bakım koşullarının yaratılması, iletişimin olabildiğince sürdürülmesi, uyaran eksikliğinden kaçınılmaması, hastaya huzur veren müzik, masaj gibi yolların denenmesi daha çok işe yaramaktadır. Aslında bu tür hastalıklardan muzdarip hastalar yavaş bir terkediş içindedirler. Bu zorlu süreci yaşarken hastaya ve sevenlerine en çok yardım edecek şey bardağın dolu tarafını görebilme, kabullenme ve adaptasyon becerisidir.
Bütün dejeneratif hastalıklar gibi CBGD da sinsi başlar ve tablo zamanla oturur. Hasar yayıldığı için önce hafif olan bulgular sonra ağırlaşır ve farklı işlevler bir arada bozulabilir. Aslında bütün nörodejenaratif hastalıkların son evrede örtüştüğü bir son ortak yoldan söz edilebilir. Son evrede yatağa bağımlı hale gelen, sözel iletişim kurulamayan, adeta bir bebek gibi beslenmesi ve temizlenmesi gereken hastalar çok farklı süreçlerden geçerek bu noktaya ulaşmış olabilirler.
Diğer nörodejeneratif hastalıklarda da olduğu gibi CBGD’da da hastalık sürecini durduran ya da tersine çeviren bir tedavi yoktur. Bazı belirtilere yönelik tedavi denemeleri de sınırlı sonuçlar vermektedir. Erken evrelerde depresif belirtiler için antidepresan ilaçlara başvurulabilmektedir. Çoğu zaman yan etkilerin daha çok sorun yaratması nedeniyle hareket bozuklukları için kullanılan ilaçlardan vazgeçilmektedir. Hezeyanlar, halüsinasyonlar olursa atipik antipsikotik dediğimiz şizofreni tedavisinde kullanılan nisbeten yeni ilaçlar denenebilir. Uyku bozuklukları ve ajitasyon için de zaman zaman ilaçlara gereksinim duyulmaktadir. Genelde ilaç tedavisinden çok destek tedavisi, iyi bakım koşullarının yaratılması, iletişimin olabildiğince sürdürülmesi, uyaran eksikliğinden kaçınılmaması, hastaya huzur veren müzik, masaj gibi yolların denenmesi daha çok işe yaramaktadır. Aslında bu tür hastalıklardan muzdarip hastalar yavaş bir terkediş içindedirler. Bu zorlu süreci yaşarken hastaya ve sevenlerine en çok yardım edecek şey bardağın dolu tarafını görebilme, kabullenme ve adaptasyon becerisidir.



Beyin Hakkında Merak Ettikleriniz için
Ben Alzheimer olursam bunları unutmayın
