Bu bölümün ilk yazıları için bazı hasta yakınları ile temas kurdum. Yazılar teker teker gelmeye başladılar. Bunları özet başlıklardan seçip okuyabilirsiniz. Ama frontotemporal demansı olan üç hastamın yakınlarından farklı cümlelerle aynı tepkiyi aldım. O tepkinin ortak noktasını çok iyi temsil eden bu mektubu sizinle paylaşmak istedim. Dostum da olan bu hasta yakınından vakti ve ilgisi olursa hastalık süreci ile ilgili bir şeyler yazmasını rica ettim. "Baskı yok eğer istersen," diye bitirdim. İşte cevabı:
"Merhaba Gülüstü,
Rica ne kelime veya vaktin olması ne kelime.
Kuvvetle böyle bir paylaşımın elbette diğer hasta yakınlarına da faydalı olabileceğini zannediyorum ve bu faydayı sağlatabilmek için elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım.
Ancak bu durum o kadar ani, evveliyatı eski bile olsa benim için o kadar yeni ki bu fikre alışmak, bu durumu kabullenmek, sebep'in üstüne çözüm'leri düşünebilmek herhalde zaman alacak.
İnsan ister istemez Ömer Seyfettin'in Kaşağı hikayesinde olduğu gibi filanca tarihte şöyle olmuştu, ben şöyle bir laf sarfetmiştim, böyle davranmıştım, acaba bu mu tetikledi diye düşünmeden edemiyor. Eminim annem ve babam da aynı ruh halindeler ama hiç bir şey söylemiyorlar. Benim şu anda tek yapabildiğim her namazımda ağabeyim ve onun durumunda şifasız hastalıklar pençesinde olanlara mucizeler olması için dua etmek.
Bu duygu ve belirsizlikler durulduğu zaman dişe dokunur bir şeyler yazabileceğimi umuyorum.
Kaç gündür kendimi zorlamama rağmen bir satır bile yazamadim.
Siteni çok doldurmayıp bana bir kaç TeraByte boş yer bırakırsan bilahare ileride kısa bir öykü yazabilmeyi umuyorum.
İlgi var, baskı da uygulayabilirsin, sadece benim biraz zaman ihtiyacım var."



Beyin Hakkında Merak Ettikleriniz için
Ben Alzheimer olursam bunları unutmayın
